Avrupa Hukuku Portal'i

Avrupa Toplulukları Hukuku ve Uluslararası Hukuk dalında çalışan akademisyen ve öğrencileri biraraya getirmek, bilgi ve deneyim paylaşımı sağlamak için oluşturulmuş bir platform

Çarşamba, Şubat 25, 2009

Bilkent Su Trio..



23. Şubat 2009 tarihinde İstanbul Filarmoni Derneği tarafından düzenlenen konserlerin birinde Bilkent Su Trio ile birlikteydik.


Piyanoda Elif Önal, Viyolonselde Yiğit Ülgen ve Kemanda Eylem Önder'den oluşan trio ilk kez bundan beş yıl kadar önce İş Sanat'ın "parlayan yıldızlar" konser serisinde dikkatlerimizi çekmişti. Gözüken o ki klasik müziğin genç yetenekleri istikrarlı çıkışlarını sürdürerek gerçekten 'klasik' leşen bir duruşu müzik yaşamımızın parçası haline getirmek niyetindeler.


1999 ANAÇEV piyano yarışmasında "En iyi Türk Eseri Yorumcusu" ödüllü Elif Önal yine Türk eserleri seslendirdiği bir konserde Victor Pikaizen ustalık sınıfı markalı Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası Başkemancısı Eylem Önder ile yine Bilkent Senfoni Orkestrası çellisti Yiğit Ülgen'le birlikte Özkan Manav, Onur Türkmen, A.Adnan Saygun ve İlhan Baran'da çeşitli eserler seslendirdiler.


Konserin kanımca belkemiğini oluşturan Özsoy Operasıyla Atatürk'ün tanımıyla Türk Devrimi'ne katkıda bulunan Ahmet Adnan Saygun'un Oda Müziği sınıfı eserlerinden sayılan op.12 Viyolonsel Piyano - Sonatı ile yine aynı bestecinin op. 31 Cello için Partita parçalarıydı. Konserin bir diğer grubu ise yine piyanolu üçlü parçalardan oluşmaktaydı.


İlk olarak piyanolu üçlü için yazılan Laçin adlı eseri seslendirilen Özkan Manav'ın performanstan sonra alkışla çellist Yiğit Ülgen tarafından seyirciler arasında refere edilmesi büyük sürprizdi. Aslında sürprizlere alışık ince saf tınılarla özellikle yaylıları kesinlikle kübist bulduğum keskin sınırlarla piyano ile ilişkilendiren ve tekrarlanan tremololarda adeta tipik melodisel bayağılıktan çok uzaklarda kurguladığı kompozisyonu kendisini dikkatle takip eden müzikseverler için hiç de yanıltıcı değildi. Özellikle piyano ve yaylılar arasındaki iletişimin karşıt tarzlara rağmen sağlam kalışı gözlemlenmeye değerdi. Pedala çok hakim ve rezonansı yaylılarla adeta organik bir bütünlük gösteren piyano zevki artıran bir neden sayılabilirdi.


İkincisi ise İlhan Usmanbaş ekolünden genç besteci Onur Türkmen'in piyanolu üçlü için Leyl'i idi. Özellikle 24 ses sistemi üzerine oturtulmuş Türk müziği teorisi üzerine çalışan ve sufi müziği-ney konusuna ilgisi ile bilinen genç bestecinin 'yine vecd vakti'nde olduğu gibi kendine özgür pozisyonları yorumlandı.


Son olarak ise Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları fakültesinde öğretime devam eden ve 1960 ların Paris Henri Dutilleux ekolünden gelen bestecimiz İlhan Baran tarafından bestelenen piyanolu üçlü için Dönüşümler isimli parçası seslendirildi. İlhan Baran'ın ezgisel soyutlamaları klasikleştirme çabalarının tipikliğini taşımasının yanında kurgusal zekanın da başarılı aksettiği parçalarından birisi olan Dönüşümlerde özellikle piyanonun betimleyici akışkanlığı ile yaylıların kend içlerine morfolojik ayrışan seslerle ifadesi görülmeye değerdi.


Burada son olarak Saygun'un op.31 Solo Viyolonsel için Partitasında Yiğit Ülgen'in performansı övgüye değerdi.




Türk Beşleri'nin başlattığı Türkiye'de klasik müzik çağının günümüz süvarileri genç müzisyenlere bu çabalarından dolayı ne kadar teşekkür etsek azdır..




Teşekkürler Bilkent Su Trio...

Cuma, Kasım 11, 2005

ASLA UNUTULMAYACAKSIN





Don't cry for me TURKEY..
The truth is I never left you
All through my wild days
My mad existence
I kept my promise
Don't keep your distance

Perşembe, Temmuz 28, 2005

işte arkadaşlığın fotografı..
karışmak birbirine hayatın içinde.. bedelini zaman birimiyle ödeyerek var olmayı sorgulamak..

" her kim ki her yerdedir, aslında hiç bir yerdedir;
her kim ki bir yerdedir, aslında her yerdedir... "

Salı, Temmuz 19, 2005

Masal Kenti Bremen

EIN MOMENT VON BREMEN

İşte masal kenti Bremen'den bir yap boz...

Tarih, insanlar, modern yasam.. hepsi bunun içinde..

Güneşin masalsı batışıyla uykumuzu çalan bu kent, aslında, kendisini görmeye gelen gezginlerin avuçlarına bir dizi yanılsama bırakıyor.. güzel anılar zannettiğimiz..

Aslında hiç bir gerçeklik yok.. Masal şehri gerçekten bir masal..

İnsan gün gelir de o masal kentin huzuruyla yaşamayı seçerse, o masalın bir kahramanı olup içine hapsolur ve bir daha masal kitabından 'okuyucu' tarafına geçmesi imkansız olur..

Belki de o yüzden orta dünyanın kavgalarından kaçıp sığındığım masal kentten kopuşum o denli zor oldu.. O da bırakmak istemedi beni gerçekliğin eline.. Sanki beni kendisinin, yani masalın bir parçası yapmıştı..Mızıkacıların yeni sürreal üyesi olarak..

Oysa 'kal' demek de çok zor gelmişti bu kente.. Diyememişti..

Ama herşeye rağmen.. Zor da olsa.. Zamanın ötesinde, uzak bir randevu vererek birbirimize.. Anlaştık..

London..

TIME IN WIMBLEDON

Surreal story and union of people in Wimbledon..
Mysterious trip led a secret came out..

A secret, which was submitted so lately while the other end of the world was on action.
Wimbledon was the same..
Time was different..
Thats how the awarded russian lady lost her game..

The best thing to experience in this trip was discovering the unforseen conditions in our friendship...

The following words which came out between my lips:

" God, grant me the serenity
to accept the things I can not change
Courage to change the things I can
and wisdom to know the difference"

The time stated above was just before London was hit...