Pınarın Yorumu..
GEÇ KALMIŞ ROMANTİK
PINAR AKYASAN
pınar_akyasan(at)yahoo(dot)co(dot)uk
"Biz 'Devrimi gerçekleştireceğiz' deme şansına (!) sahip olmadık hiç. Biz bir darbe sabahında çocukluğuna uyanan , mahmurlukları sürerken, tankların üzerinden geçtiği, yalan yanlış öykülere inandırılmış, aslında acılı, nedense vurdumduymazmış gibi davranan bir kuşağız"
Enver Aysever'i okuyanlar bilir, gerçeğin içimizi acıtan ayrıntılarını daha da canını yakarak okurun, hem şiirsel, hem tutkulu, imgelem denklemleriyle dolu ve inadına açık seçik taşır romantik kalemiyle satırlarına. Remzi Kitap evinden çıkan 'Geç Kalmış Romantik' adlı kitabıyla 'yaşamın kıyısında durmayı yeğleyen insanları ve nedense hep sanık koltuğuna oturan 70 kuşağının başkaldırısını, savunusunu' sarsıcı detaylarla ve farklı bir üslupla işliyor. Kuşaklar arası öfkenin, toplumsal şizofreninin işlendiği, politik tarafı olan anarşist,dik duran, ezilenleri kollayan öykülerin yanı sıra , " Aşk Acemilerinin" künyelerini tanımlayan 'Geç Kalmış Romantik'e yakışan öyküler ve Enver Aysever'in tiyatrocu kimliğinden temellendirilmiş, daha ağır ve karmaşık, entelektüel birikimi açığa vuran anekdotlar var bu öykü kitabında.
AŞK... Sonuna kadar irdelenmiş, soluksuz kalmış, yorgun ve hep platonik, hep yaralayan, hep sorgulayan, yine de cevapsız bırakılan, hep bitmemiş, hep yarım bırakılmış aşklar işlenmiş öykülerin her satırında..
ÖFKE...? 'Ben, Şerko ve Müzisyen' öyküsünde, kişisel bir öyküden, saplantıdan ve yalnızlıktan yola çıkan yazar, yine toplumu ve üç ayrı kuşağı taşıyor kurgusuna; 'Cumartesi Annelerinden', 'Yetmiş Kuşağından', 'ustalardan ve bir türlü kendini ustalarına beğendiremeyen çıraklardan' bahsetmeden, Türkiye'deki siyasal ve toplumsal paronayayı sorgulamadan edemiyor.
İRONİ VE DÜŞ....? "Bir sabah hamamböceği olarak uyanacağız uykumuzdan". Kişiler: kadın, erkek, anlatıcı ve plazadaki adam. 'Yağmurla gelen Yüzler' de karşınıza çıkan her tabloda farklı bir sahte yaşama tanıklık var. "Sırası kolayca değişecek , birkaç söz söylemeli" diyor yazar bu öyküde. "Gök yüzü başkadır,yağmur başkadır, düşlerim başka." Diyor bir de!
DRAM...? "Bir...iki...üç..." repliğinin içinde sürekli tekrarlandığı, kesik kesik konuşmalardan dekore edilmiş bir puzzle 'Renkler ve Günce'. Ve beni en çok sarsan, en çok düşündüren öykü belkide...
Enver Aysever, tiyatroyla ve şiirle harmanlanmış, yaratıcı, incelikli ve duyarlı öyküler sunuyor 'Geç Kalmış Romantik'te. Her diyalogda 'Sahne aydınlanıyor' ve yeni dekorlar, yeni oyuncular, yeni kimlikler ve dolayısıyla yeni duygular çıkıyor karşımıza. Ama en çok sarsacak olanı okuru, bunca suskunluğumuzdan utanmamıza rağmen, bunca iç sesi susturmamıza rağmen ağzımızdan kaçmasın diye direndiklerimizin Enver Aysever'in her cümlesiyle tokat gibi inmesi yüreğimize ve kalbimizin atışlarını hızlandırıp, bizi cesaretlendirmesi. Evet, haklı:BİZ BİR KUŞAĞIZ!
"... Çünkü bizim nüfus kağıtlarımız da eskiyor ve onlarda da hep benzer rakamlar var. Aynı coğrafyaya doğmuş, aynı kadere mahkum,ve sözcük dağarcığımıza çok yeni katılan bir deyişle ?yargısız infazcılar? tarafından gözaltında tutulan biz, BİR KUŞAĞIZ. Bir döneme hem tanıklık etmiş, hem de trajikomik öykülere kahraman olmuşuz.(...) Hep bir ağızdan ?özgürlük?diye haykıran çiçek çocuklar,babalarımız ve analarımız, üzerlerine indirilen coplarla hep barışık oldular, canları yanmadı. Bedenlerinde kalan izler, aslında bugün bile gizli gizli baktıkları, kahramanlık imzalarıydı. Onlar birlikte dövüldüler, birlikte sövüldüler, birlikte marşlar okudular ve nihayetinde birlikte caydılar davalarından."
